تورک بالاسی TÜRK BALASI

TÜRK DÜNYASI UŞAQ ƏDƏBİYYATI

Sabır Daşı

+0 BƏYƏN



Sabır Daşı

Bir varmış bir yoxuymuş, darın dünyesinde evvel zaman içinde, kalbir zaman içinde ailesiyle yaşayan, 17 yaşında çox güzel bir kız varıymış. Bu kızın adı Melek imiş...

Günlerden bir bahar axşamı Melek, gece yuxusunda bir kaç kapı görürmüş. Bu durum gün be gün devam edirmiş. Bu yuxunun ne manaya geldiğini merak edip ailesine anlatmağa karar verir. Ailesi önce inanmazlar özüne. Fakat kızlarının bu durumdan çox şikâyetçi olduğunu gördüğlerinde, kızlarının daha 17 yaşında ömrünün baharındayken başına bele şeylerin gelmesi onları çox üzmüştü. Birilerine danışmağ gerektiği kanaatine yetişeller ve birçok xocaya gettiğten sora taşınmağa karar verirler...

Melek ailesiyle birlikte yollara düşer. Ama hara gideceğlerini bilmez. Dere tepe düz giderler. Birden kanşarlarına bir saray gelir. Bu azamatlı saray kapısınnan içeri girmeğ isterler Melek'in babası sarayın kapısını açmağa çalışır, fakat açabilmez. Annası açmağa zorlar, o da başarabilmez. Melek şansını tecrübe etmeğ ister ve kapıya degerdegmez kapı açılır. Saraya ilk Melek girer ve kapı kapanır. Annasıyla babası yazda kalır. Her nanca kapıyı açmağa çalışsalar da bir türlü açabilmezler. Melek'in anna babası Melek'i sarayda bırakıp giderler. Melek sarayda gene bir sürü kapı görer ve hiç şaşırmaz. Sarayın odalarını tek tek kapıları açıp dolaşmağa başlar. İlk odanın kapısını açar ve bir sürü mücevherle kanşarlaşır. İkinci odayı açar, oda kıyafet ve ipek kumaşlarla doludur. Üçüncü odayı açtığında bir sürü yiyecek-içecek görür. En son odaya yanaşır, kapıyı açar içerde bir adamın yattığını görür.

Fakat adamın bütün canı tam 101 mıxla doludur. Bir de adamın yanı başında bir mektup görür. Mektubu alır ve oxumağa başlar...

Mektupta, yatan adamı nece hayata geri döndere bilineceği yazılıptı. Yatan adamı önce yexıyip, temiz kıyafetler giydirip, sora dua oxuyup, en sonunda da bir mıx çekileceği yazılıptı. Melek, mektupta yazılanları her gün uygulamağa başlar. Yalnız bir gün artık yorulduğunun farkına varır. O sırada sarayın yanından bir köle sürüsü geçmeğtedi. Melek sarayda tek başına yaşadığı için yorullu ve yanına özüne yardım edebileceğ bir hizmetçi almağ ister. Sarayın yanından geçen köle sürüsünnen bir kız alır yanına. Melek kıza bütün sarayı gezdiri, bütün odalara girmesine izin verir, fakat adamın yattığı odaya girmesini yasağlar. Böylece yaşamağa başlarlar...

Gel zaman git zaman, adamın canında bir mıh kalan gün, Melek hamama gider. O sırada  hizmetçi sarayı dolaşırken, Melek'in yasağladığı odayı merak edip içeri adamın yattığı odaya girer. Adamın baş ucundaki mektubu alır, oxur ve yazılanları bir bir uygulamağa başlar, en sonunda da kalan son mıxı çeker. O sırada adam uyanır... Adam yanı başında hizmetçiyi görünce; "Bunca zaman mene sen hizmet ettiv?" diye sorar. Hizmetçi; ne olduğunu anlamadan "Evet" der. Melek olan biteni görünce sesini çıxartmaz, adam ise vefa borcu olduğunu düşünüp, çox çirkin olduğu halda hizmetçiye inanır ve onunla evlenir.

Adam, hizmetçi (Adamın eşi olarak) ve Melek birlikte yaşamaya başlar. Ancak bırda Melek hizmetçi olur. Gel zaman git zaman günün birinde adam sefere çıxar. Getmeden önce eşine; "Gelirken ne getirim senivçin?" diye sorar. Eşi; "Mücevher ve çox çox kıyafet istirem" diyer.

Adam eşine; "Birde get bax hizmetçi (Melek) ne istiri getirim" diyer. Melek "Hiçbir şey istemirem, sadece sabır daşı istirem" diyer.

Adam seferden dönerken attara gider ve Melek'in istediği daşını alır. Ancak attar adama; "Bu daşı verdiğiv kişiye dikkat ele!" diyer. Adam önce attarın ne demeğ istediğini anlamaz, sora saraya dönünce daşı Melek'e verir;

-İstediğiv daşı taptım. Neden bir tek bu daşı istediğivi merak ettim.

-Menim bir tek bu daşa ihtiyacım varıydı.

Ardından her gün Melek'i takip etmeğe başlar. Günlerce Melek'in o daştan seleştiğini görür ve her gün Melek'i daştan seleşirken dinler dinler... Melek ise daşı alır kanşarına gün be gün başınnan geçenleri anladı. En sonundaysa daş olanlara dayanamayıp, çatlar... Adam her şeyi bildiğten sora, eşini saraydan kavmağtan yetinmeyip eşşege bağlayıp sürükler. Daha sonra Melek'ten özür dileyip, ne kadar pırıl pırıl bir kalbi kırdığını bilir, yaptığlarına ve yaşadığlarına saygı gösterir ve sevdalanıp evlenirler. Adamla Melek sarayda mutlu mesut yengi bir hayat yaşamağa başlarlar.

*

Bu masal, aile büyüğümüz olan, Kerkük’lü Türkmen anneannem Müfide Akkoyunlu’dan derlenerek yazıya aktarılmıştır. Kendisi şu anda 83 yaşındadır ve ilkokul mezunudur.

31 Mnolya OMAR

Uluslararası Türkoloji Araştırmaları ve İncelemeleri Dergisi

Cilt 4, Sayı 1, Haziran 2019


BÖLÜM: Nağıl,